yazgül's profileDüşmüşüm bir kor sevda n...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
November 29 GÜNAHSIZ BAYRAMLARGÜNAHSIZ BAYRAMLAR Basliktaki 'Günahsiz bayramlar' dilegimize bakip da bayramda da günah olur mu' demeyiniz lütfen. Yaziyi okuyunca siz de, gerçekten de bayramlarda bu günahlar islenebilir, diyerek bize hak vereceksiniz. Isterseniz sözü uzatmadan konuya bir misalle girelim. Büyüklerden biri yatsi namazindan sonra caminin avlusuna çikip herkese elini uzatarak: 'Bayramim mübarek olsun.' diyerek tokalasiyormus. - Efendi demisler, bugün bayram degil, bekle de, bayram günü bayramlas! - Hayir, demis büyük zat. Benim bayramim bugün. Ve eklemis, çünkü demis bugün ben günah islemedim. Günaha maruz kalmadigim gün benim bayram günümdür!. Iste size gerçek bayram anlayisi! Daha dogrusu bizim de yasamak istedigimiz bayram günü. Demek asil Bayram, günah islemeden tamamladigimiz günün bayrami.. Bundan dolayidir ki, bilhassa bayram günlerinde günaha maruz kalmamaya dikkat edilir. Çünkü günah islenen gün, bayram olmaktan çikar, matem günü haline bile gelebilir. Öyle ise bayram gününü günahlara girerek matem günü haline getirmemeye dikkat etmek gerek. - 'Bayram günü de günaha girilir mi?' demeyesiniz. Asil günahlar maalesef bayram günü islenir. Hatta öyle günahlar vardir ki, sadece bayram günlerinde islenir. Onlara 'Bayram günahlari' adi verilir. - Nasil mi olur bayram günahlari? Söyle siralayabiliriz bayrama günahlarini. - Bayramda mutlaka ilgi göstermeniz gereken çocuklari ve hane halkini ihmal eder de sevindirmezseniz, akraba ve komsulari mutlaka ziyaret edip de gönüllerini kazanmak gerekirken mühimsemez de bayramlasmazsaniz, sahip oldugunuz imkandan ihtiyaç sahibi yakinlariniza, komsulariniza ulastirmaz, zekatinizi fitrenizi unutursaniz, küs ve kirgin olduklarinizi affetmez de küslügünüzü, kirginliginizi sürdürürseniz, telefonla olsun bir gönül alma nezaketi göstermez de 'bos ver' deyip geçerseniz. Baska günah aramaya hiç gerek yoktur bayram günü. Bu ihmal ve ilgisizlikler yeter de artar bile bayram günahlari olarak size. Halbuki, bayrami hep birlikte yasayacaktik. Bilhassa çocuklarimizla, hane halkimizla, akraba ve dostlarimizla, komsularimizla yeniden bir daha kucaklasacak, gönül alacak, kalp kazanacaktik.. Sevgide, saygida cosmalar olacakti bayram günleri. Çevremizde sikinti içinde kivranan kalbi kirik, gönlü buruklar varken bizim tek basimiza bayramin mutlulugunu yasamamiz elbette mümkün olmayacakti. Efendimiz (sas), böyle örnek olmustu bizlere. Nitekim bir gün mescidin avlusunda bir sepet turfanda hurma ikram edilir kendisine: "Buyur ya ResulALLAH taze hurma!" derler. "Komsularimiz da su anda böyle taze hurma yemeye basladilar mi?" diye sorar. - Hayir, derler, mevsimin ilk turfanda hurmasi önce bizim bahçede olgunlasir. En önce size getirdik. Herkesten önce siz tadasiniz diye düsündük.. Yolda oynayan çocuklari isaret ederek buyurur ki: - Götürün bu taze hurmalari su çocuklar yesin. Ben komsularimin yemedigini yemem, giymedigini de giymem, onlardan ayri yasayan biri olmak istemem. Ne zaman konu komsu herkes turfanda hurma yemeye baslar, iste o zaman benim de onlarla birlikte taze hurmadan yemeye gönlüm razi olur.. Demek ki Islam bizi komsu ve çevre ile böylesine kucaklastirir, varlik ile yoklugu, zorluk ile kolayligi böylesine paylastirir. Yani birlikte aglar birlikte güleriz, bayrami da birlikte yasariz. Birimizin derdi hepimizin derdi olur. Su hadis de bize Müslüman'i böyle tarif eder: - Müslüman'in derdini dert edinmeyen bizden degildir! *** Birlikte yasayacagimiz günahsiz bayramlar dilegiyle... May 01 NAMAZ SEVDALISI BİR KAÇ YÜREKSahabe efendilerimiz ibadete özellikle de namaza asla doymuyorlardı.Onların rahlesine oturmuş Hak erleri de birer namaz kahramanı olarak yetişiyorlardı.Mesela Ata ibni ebrebah r.a yaşlandığı zayıfladığı ve takatsiz düştüğü günlerde bile bir rekatta Bakara Suresinden yüz ayet okuyordu.Namazdaki konsantrasyonu ona bedenindeki yorgunluğu hiç hissettirmiyordu.Müslim b.el ferahidi tebei tabiinin büyük imamlarından Şube b. Haccac r.a hakkında şunu ifade ediyor ne zaman Şubenin yanına girdiysem kerahet vakitleri dışında onu hep namaz kılıyorken gördüm.Ebu Katan da şu ilavede bulunuyor şu benin rükuda beklediği süreye şahit olsaydınız herhalde secdeye gitmeyi unuttu derdiniz onu iki secde arasında otururken izleseydiniz bu defa da galiba ikinci secdeyi unuttu diye düşünürdünüz. April 10 HAKİKİ DOSTHakiki Dost (böyle kaç tane dostunuz var?) Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; 'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi' Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki, Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki... Devam eder durur konuşma... Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya... Bir akşam bir koyun keserler, Ve koyarlar çuvala. Baba der ki oğluna, 'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'. Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı, Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını. Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. evlat geriye döner. Ama içten yıkılır... Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona. Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir. O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak... Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca, Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak,dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana...' Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! Der ki tokadı yiyen DOST; 'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını Böyle iki tokada'! Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli... Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı... Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı... Dost dediğin; Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli. Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli, Ve ağladığında, seninle ağlamalı... Ama hepsinden daha çok; Dost matematiksel olmalı; Sevinci çarpmalı... Üzüntüyü bölmeli... Geçmişi çıkarmalı... Yarını toplamalı... Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı... Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı... İşi bitince seni bir tarafa atmamalı... Mevlana April 07 MUTLULUK YOLU İSLAMYaratıklar arasında en saçkin yere sahip olan, akıl, fikir gibi üstün yeteneklerle donatılan insanın ortak özelliklerinden birisi de mutlu olma arzusudur. Her insan bu arzusuna ulaşmak maksadıyla çalışır, bugünden çok yarınını düşünür ve bunun için hazırlık yapar.
İnsan beden ve ruhun birleşmesinden meydana gelen bir varlıktır. Bu sebeple İslam Dini, insanın hem maddi, hem de manevi ihtiyaçlarını dikkate almış, ferdin mutluluğu için gerekli prensipleri getirdiği gibi, toplumun huzur ve mutluluğu için de bir takım kurallar koymuş, fertlerin karşılıklı hak ve görevlerini belirlemiştir. İslam, son ve en mükemmel dindir. Onu insanlığa tebliğ eden Hz. Muhammet (A.S.), peygamberlerin sonuncusudur. İslam dini'nin temel kitabı Kur'an-ı Kerim, Yüce Allah (c.c.)'ın Hz. Muhammed (A.S.) vasıtasıyla insanlığa gönderdiği son mesajıdır. İSLAM'IN GAYESİ İslam'ın getirdiği hükümlerin ve koyduğu prensiplerin amacı; insanı ahlaken olgunlaştırarak dünyada huzur ve mutluluğa, ölümden sonra devam edecek olan ahirette ebedi saadete kavuşturmaktır. Bu prensipler. Her çağda insanların ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde mükemmel olup, daima geçerliliğini koruyacak ve değişmeyecektir. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor; "Allah katında din, şüphesiz İslam'dir." (Al-i İmran Suresi, ayet; 19) İSLAM'IN TEMEL PRENSİPLERİ İslam Dini'nin getirdiği hükümleri ve temel prensipleri kısaca üç maddede toplayabiliriz: İman İbadet Ahlak. İMAN Maddi varlığımız olan bedenimizin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi, manevi varlığımız olan ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun en önemli gıdası; sağlam inançtır. İnsan, inancı sayesinde manevi bakımdan büyük güç kazanır ve huzura kavuşur. Her türlü iyiliğin kaynağı İslam'ın inanç esasları, insanda sorumluluk duygusunu geliştirerek, hareketlerini olumlu yönde etkiler; davranışlarını iyileştirip ahlaken olgunlaşmasını sağlar. İmanın iki mühim temeli: 1) Allah (c.c.) birdir, O'ndan başka Tanrı yoktur. 2) Hz. Muhammed (A.S.) Allah'ın Peygamberidir. ALLAH (c.c.) İslam dininde Allah (c.c.)'ın birliği inancı en önemli esastır. Allah (c.c.) yaratıklardan hiç birine benzemeyen yüce bir varlıktır. Ezeli ve ebedidir, varlığı kendindendir. Doğmamış, doğurmamıştır. Her türlü noksanlıklardan uzaktır, sonsuz kudret sahibidir, her şeyi bilir, işitir ve görür. PEYGAMBERLER Peygamberler, Allah (c.c.) ile insanlar arasında elçidirler. Allah (c.c.) bu göreve en layık olan kullarını seçmiştir. Yüce Allah (c.c.) insanlara yol gösterici olarak zaman zaman Peygamberler göndermiş, onların vasıtasıyla emirlerini ve yasaklarını duyurmuştur. Hz. Muhammed (A.S.), Yüce Allah (c.c.) 'ın insanlar arasından seçip gönderdiği son peygamberdir. O, bütün insanlığa gönderilmiştir. Bütün iyi huyları ve faziletleri kendisinde toplayan en güzel örnektir. İMANIN TEMEL ESASLARI İman esasları ayrıntılı olarak altı madde halinde sıralanır. Bunlar: 1) Allah'ın varlığına ve birliğine, 2) Allah'ın meleklerine, 3) Allah'ın kitaplarına, 4) Allah'ın peygamberlerine, 5) Ahiret gününe, 6) Kadere, her şeyin Allah'ın takdiri ile olduğuna, İnanmaktır. İBADET İbadet, Yüce Yaratıcı'ya ta'zim ve saygı göstermek ve O'nun bize verdiği sayısız nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmektir. İbadet, yalnız allah (c.c.)'ın emrini yerine getirmek ve O'nun sevgisini kazanmak maksadıyla yapılır. Böyle temiz bir düşünce ile yapılan ibadet, mü'mini Allah (c.c.)'a yaklaştıran en güzel vasıta; sıkıntılardan koruyan en sağlam sığınaktır. İbadet Allah (c.c.)'ın emrettiği. Peygamberlerin öğrettiği şekilde yapılır. Allah (c.c.)'tan başkasına ibadet yapılmaz. Mü'min, ibadet sayesinde maddi ihtiraslardan kurtularak, ruhen yükselir, içi kötü düşüncelerden, dışı olumsuz davranışlardan arınarak ahlaken olgunlaşır ve Tanrı'nın sevgili kulu olur. Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Ey insanlar ! Sizi de, sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet ediniz ki, (kötülüklerden) korunup sakınanlar olabilesiniz." (Bakara Suresi, ayet;21) BAŞLICA İBADETLER 1) NAMAZ Günün belirli 5 vaktinde yapılan bir ibadettir. Günlük ibadetten başka, haftada bir, cuma günlerinde ve yılda iki defa bayram günlerinde cemaat halinde toplu olarak kılınan namazlar davardır. Namaz, Yüce Yaratıcı'ya karşı yapılan kulluğun en güzel göstergesidir. Müslüman, namazda Allah (c.c.)'ın huzurunda olmanın manevl zevkini yaşar, dünya meşgalelerinden uzaklaşarak ruhen yücelir. Namaz kılmak için yüz, dirseklerle birlikte eller ve ayakların yıkanması; başın da meshedilmesi gerekir. Buna "Abdest'' denir. Ayrıca beden, elbise ve namaz kılınacak yerin temiz olması şarttır. Namaz, kalplere sorumluluk duygusunu yerleştirerek, insanın içini her türlü kötü duygu ve düşüncelerden arındırır, davranışlarını kontrol altına alarak kötülük yapmasını önler ve ahlaken yükselmesini sağlar. Yüce Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Namazı dosdoğru kıl , gerçekten namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkoyar." (Ankebut Suresi; ayet, 45) Müslümanların topluca namaz kıldıkları yere "cami" veya ''mescid'' denir. Cami ve mescid aynı zamanda '" bir bilgi ve eğitim yeridir. Burada dini ve ahlâkî konularda Müslümanlara bilgi verilir. Namaz vakti girince "ezan" okunur. Ezan, müslümanları namaza çağıran bir duyurudur. Ezanın yüksekçe bir yerden okunması için camilerin bitişiğinde genellikle ''minare'' bulunur. Bu, Islam'ın ilk yıllarına dayanan dini bir gelenektir. Minaresiz camiler de vardır. Namaz, camide bir din görevlisi "imam"ın önlerliğinde toplu halde kılınabileceği gibi tek başına da kılınabilir. Ancak, Cuma namazı ile bayram namazları cemaatle kılınır. Müslüman, isteklerini tek başına dua ederek Yüce Allah ( c.c.) 'a sunar. İşlediği günahların bağışlanmasını da, arada hiç bir vasıta olmadan, doğrudan doğruya Allah ( c.c.) 'tan ister. Müslümanlara ibadetlerinde önderlik eden kişiye ''imam'' denir. Camide cemaatin önünde, imamın durduğu özel yere ''Mihrap'' adı verilir. Camide müslümanlara vaaz etmek için ''Kürsü'', cuma ve bayram namazlarında hutbe okumak için ''Minber'' bulunur. 2) ORUÇ Her yıl kameri aylardan Ramazan ayı boyunca ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar yemek, içmek ve cinsi arzulardan uzaklaşmaktan ibaret bir ibadettir. Oruç, nefsi terbiye ederek iradeyi güçlendirir ve böylece insanda kötü alışkanlıklara karşı direnme gücünü artırır. Allah Teala şöyle buyuruyor. "Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ola ki korunup sakınırsınız." (Bakara Suresi, ayet; 183) Oruç, ruhu kötülüklerden arındıran, sevgi, şefkat ve merhamet duygularını geliştiren bir ahlak ve davranış eğitimidir. Ayrıca orucun insan sağlığı bakımından da çok yararlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu husus tıbben de kanıtlanmıştır. . Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur. "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz." 3- ZEKAT Zenginlerin belirli mal ve para birikimlerinin belirli bir miktarını, her yıl ihtiyaç sahiplerine vermek suretiyle yerine getirdikleri bir ibadettir. Zekat, toplumda huzur ve dayanışmayı sağlayan bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Zekat, paraya olan aşırı tutkuyu azaltır, fertler arasında karşılıklı sevgi ve saygı duygularını geliştirerek servet düşmanlığını önler. Böylece toplumda huzur ve güvenin kökleşmesinde önemli rol oynar. 4- HAC Servet ve sağlık yönünden gücü yeten müslümanların, ömründe bir defa belli zamanlarda arafatta vakfe yapmak ve kabeyi ziyaret etmek suretiyle yaptıkları bir ibadettir. Bu ibadeti yaparken her seviyede insanın aynı kıyafete bürünmesi, öldükten sonra Allah (c.c.)'ın huzuruna çıkış gününü hatırlatır. Hac, müminlerin samimî bir şekilde Allah (c.c.)'a yönelerek, tevbelerinin kabul edilmesine ve günahlarının bağışlanmasına vesile olur. Kutsal yerleri görmek, insana manevî bir heyecan vererek dini duyguları kuvvetlendirir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden kutsal topraklara gelen, renkleri ve dilleri ayrı olan insanları " tek gaye etrafında birleştiren Hac, sosyal yönüyle milletlerarası bir kongre niteliği taşır. Görülüyor ki İslam'da ibadetler, kişinin kötülüklerden arınarak ahlaken olgunlaşmasını, iyiye ve mükemmele ulaşmasını, aynı zamanda toplumun da huzura kavuşmasını amaçlamaktadır. AHLAK İslam Dininde ahlakın büyük bir önemi vardır. İslâm'ın gayesi; insanları güzel ahlak sahibi yaparak olgunlaştırmaktır. İslam Peygamberi Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyurmuştur. "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim. Bir müslümanın değeri, ahlakının güzelliği ile ölçülür. Bu konuda, Hz. Peygamber, kendisine en sevimli olanların, güzel ahlak sahipleri olduğunu bildirmiş. ''Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?'' sorusuna da, ''Ahlakı en güzel olanlardır" cevabını vermiştir SEVGİ VE MERHAMET Sevgi ve Merhamet Ahlâkî davranışların temelinde insan sevgisi önemli yer tutar. Bu sebeple olgun müslüman olabilmenin şartlarından biri de bu sevgidir. Kalbi sevgi ile dolu olan Hz. Muhammed (A.S.).şöyle buyuruyor' "Birbirinizi sevmedikçe olgun mü'min olamazsınız." Kalblerdeki sevginin göstergesi insanlara iyilik yapmak, şefkat ve merhametle muamele etmektir. Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki: "Merhamet edenlere, Allah da merhamet eder." İslam'da sevgi ve merhamet sadece insanlığı değil; bütün yaratıkları içine alır. Hz. Muhammed (A.S.) "Bir kediyi aç bırakarak ölümüne sebep olan kadının azap göreceğini, susayan bir köpeğe acıyarak su içiren günahkar bir kişinin de bu davranışı ile Allah (c.c.) tarafından bağışlandığını" haber vermiştir. HOŞGÖRÜ Müslüman, hoşgörü sahibi ve bağışlayıcıdır Allah (c.c.) gerçek müminleri "Öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler" diye övmüştür (AI-i İmran Suresi ayet: 134) Hoşgörü konusunda Hz. Muhammed (A.S.) en güzel örnektir Müslümanlar, sadece kendi din kardeşlerine değil diğer dinlerden olanlara da hoşgörülü davranmak zorundadırlar DOĞRULUK Doğruluk önemli bir ahlak kuralıdır. Allah ( c.c.) şöyle buyu ruyor: "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol." (Hud Suresi, ayet: 112) ADALET VE İNSAN HAKLARI Adalet ve insan haklarına saygı İslam'ın değişmez:" prensiplerindendir. Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki: Adaletli davranın. Şüphesiz Allah, adil davrananları sever ." (Hucurat Suresi, ayet:9) Hz. Muhammed (A.S.) 632 yılında yüz binden fazla müslümana irat ettiği tarihi hutbesinde; Bütün insanların eşit olduğunu, can, mal ve namuslarının kutsal olup her türlü tecavüzden korunduğunu cihana ilan etmiştir. Bunlar , insanların dokunulmaz haklarıdır. Müslüman, başkalarının hakkına saygı göstermek ve insanlara zarar verecek davranışlardan sakınmak mecburiyetindedir . Ancak, bu yeterli değildir. Kişinin olgun bir Müslüman olabilmesi, kendisi için sevip arzu ettiği şeyleri başkaları için de arzu etmesine bağlıdır. Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor. "Sizden hiçbir kimse kendisi için sevdiği bir şeyi, kardeşi için de sevmedikçe gerçek mümin sayılmaz." İSLAM'DA KADIN VE ÇOCUK Çocuklara sevgi ve şefkatle muamele etmek, kadınlara karşı iyi davranmak İslam'ın önemle tavsiye ettiği ahlak ilkelerindendir, Hz. Muhammed (A.S.) şöyle buyuruyor. "Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimizi saymayan bizden değildir." "Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davranananızdır ." ÇALIŞMAK Çalışıp kazanmak dinin emridir. Tembellik, müslümana yakışmayan bir davranıştır. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor: "Dünyadaki nasibini de unutma." (Kasas Suresi, ayet:77) İyi müslüman, hem dünya hem de ahiret için çalışan kimsedir. Bu konuda Hz. Muhammed (A.S.) buyuruyor ki: "Sizin hayırlınız; dünyası için ahiretini terketmeyen, ahireti için de dünyasını terketmeyip her ikisi için çalışan ve başkalarına yük olmayandır " TEMİZLİK Temizlik müslümanın en önemli özelliklerinden birisidir. Bu hem maddi, hem de manevi temizliktir. Müslüman, kalbini kötü duygu ve düşüncelerden, bedenini ve çevresini de temiz olmayan şeylerden arındıran kişidir. Yüce Allah (c.c.) buyuruyor ki: "Şüphesiz ki Allah, çokca tevbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever." Hz. Muhammed (A.S.) temizliğin önemi hakkında şöyle buyuruyor: "Temizlik İmandandır." "Temizlik İmanın Yarısıdır." "Çevrenizi Temiz Tutunuz." MUTLULUĞUN KAYNAĞI İnsanların mutluluğunu amaçlayan İslam prensipleri şu iki cümlede özetlenir: 1- Allah (c.c.)' ın emirlerine saygı. 2- Yaratıklarına karşı şefkat ve merhamet. Gerçek müslüman da bunları yerine getiren insandır, dünyada huzurun, ahirette ebedi mutluluğun yolu da budur KORKU VE ÜMİT
|
|
|